Bazı Toplumsal Önyargılar Üzerine…

Arkadaşlarınızı kaybetmenin en kısa yolu nedir biliyor musunuz? EVLENMEK! Evet, yanlış okumadınız! Çok fazla, belki de abartılı bir anlam bindirilir ülkemizde evlilik kurumunun üzerine.

Evlenen insan artık çok farklı bir dünyaya transfer olmuştur sanki. Bir anda tüm sosyal çevresi görünmez duvarlar örmeye başlar, kankalar artık her şeyi paylaşmaz sizinle, başlarda 5 organizasyonun 1-2′sine davet ederlerken sizi, sonradan buna bile gerek görülmez çünkü gerekçe bellidir; nasıl olsa siz evlisinizdir veya bir çocuğunuz vardır, vaktiniz yoktur veya ilgi alanlarınız artık tamamen değişmiştir.

Siz sosyal çevreden kopmamak için daha fazla çaba sarfedersiniz, insanlarla bir araya gelmek için daha gayretli davranarak çeşitli organizasyonlar yaratmaya çalışırsınız ancak bekar arkadaşlarınızın artık kılı bile kıpırdamamaktadır çünkü evli arkadaşlarına ayıracağı vakit azalmıştır, sizden besleneceği konular, paylaşımlar kalmamıştır. Dolayısıyla dikkatleri çevredeki diğer bekarlara yöneltmekte fayda vardır diye düşünürler.

Bir de toplumumuzda gizli bir kural vardır açıkça ifade edilemeyen ancak zihinlerde hep içten içe var olan. Kocanızla bekar kız arkadaşlar, hanımınızla bekar erkek arkadaşlar tanıştırılmamalı veya çok fazla aynı ortamlarda bir araya getirilmemelidir. Aynı şekilde siz bekarsanız evli arkadaşlarınız yanlış anlayabilir düşüncesi ile evine gitmeye, onunla eşinin bulunduğu ortamlarda bir araya gelmeye çekinirsiniz.

Bunlar bana maalesef ilişkilerimizde samimi olmadığımızı ve hep sığ ilişkiler yaşadığımızı düşündürür hep. Bizler ilişkilerimizde genelde şekilci ve tutucu davranıyoruz. Farklı cinsiyet, yaş, millet, inanç, sosyal, ekonomik, kültürel statüden olanlarla da kolay kaynaşamıyor, bunun yerine hep kendi dar sosyal çemberimizde kalmayı tercih ediyoruz. Değişik renklerin hayatımıza katacaklarından, bizi sarsıp belki de kaçtıklarımızla yüzleştireceğinden korkuyoruz. Temeli sağlam atılan dostluklar, evlilikler bence hiçbir rüzgarla, hiçbir mesafeyle, hiçbir önyargıyla yıkılamaz. Yeter ki bizler kalplerimizi zindanlara göndermeyelim.

Bazı Toplumsal Önyargılar Üzerine… İçin 2 Yorum

  1. Ali Erkurt diyor ki:

    Sosyal çevrede bekar evli çift arkadaşlar yurt dışında çok daha rahat hareket edebiliyor. Bizde ise mahalle baskısı bu konularda da ortaya çıkabiliyor.

  2. Nihat Orhan diyor ki:

    “Temeli sağlam atılan dostluklar, evlilikler bence hiçbir rüzgarla, hiçbir mesafeyle, hiçbir önyargıyla yıkılamaz.” ifadesi eğer evliliğin bu tür gerekçelerle sosyalleşmeye engelse geçerlidir. ancak “sosyalleşme” denilen o içeriği belirsiz ne’liğin tek baltalayanı bu ve benzeri kaygı ve vehimlerden ibaret değildir. diğer konuya gelirsek, insan söz konusu olduğunda alıntıladığım aforizmadaki bir kesinlikten bahsetmek pek mümkün değil. insan evet belirli niteliklere sahip olması, muhteviyatında ta doğumunda itibaren içkin olan özellikleri sebebiyle iradeli bir varlık ama her zaman değil. insanlık tarihi irrasyonel tepkilerle, akıldışı eğilimlerle doludur. böyle kestirme indirgemeleri kabul etmez. bu düşünce biçimi hatalı. üstelik sosyalleşme denilen her neyse her zaman iyi bir şey olmadığı gibi zamanla etkisi azalan bir süreçtir. insan yaşlanıyor çünkü. başkasına tahammülü zamanla giderek azalıyor. kısacası tek neden evlilik değil.

Yorum Yaz, Görüş Bildir

Facebook veya Twitter'la Giriş Yap:

E-mail adresin yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmiştir.