Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzuna “Yabancı” Kalmak

Türk Dil Kurumu, çevrimiçi hizmetlerine bir yenisini daha ekledi: Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzu. Kılavuzda amaç, dilimize giren yabancı kelimelere Türkçe karşılıklar bulmak. Öyle kelimeler var ki; yabancısı, karşılığının yanında daha Türkçe kalıyor. Örneğin zapping kelimesinin Türkçesi geçgeç, aspiratörünki emmeç, voleybolun Türkçe karşılığı uçan top

İçlerinde duymaya alışkın olduğumuz kelimeler de yok değil. Anchorman ana haber sunucusu; metroseksüel, bakımlı erkek olarak karşılık bulmuş. Self servis için seçal, ordövr için yemekaltı denmiş. First lady’nin Türkçesi başbayan

Dilimizde yabancı kelimelerin karşılığının olması iyi bir şey. Ancak alakasız karşılıklarla karşılaşmak da pek hoş olmuyor açıkçası… Bunun yerine yine yabancısı kullanılsın demiyorum ama toplumdaki genel eğilim, ağız alışkanlığının da katkısıyla yine yabancı kelimenin kullanımı yönünde olacaktır. Ki, bildiğimiz kelimelerin hangilerinin yabancı olup olmadığı konusunda da pek bilgimiz yok sanırım…

TDK’nın yeni hizmetine şuradan ulaşılabilir. Ayrıca NTVMSNBC, haberle ilgili bazı kelimeleri bir albümde toplamış.

Sonuç olarak; sitede de belirtildiği gibi bu kılavuz, yazı dilimizde, bölge ağızlarında, tarihsel metinlerde, çağdaş Türk lehçelerinde var olan söz varlığımız gözden geçirilerek oluşturulmuş. Kullanıcılar olarak biz de kılavuza katkıda bulunabiliyoruz. Ayrıca kılavuz abecesel olarak da görüntülenebiliyor. Siz de ilginç karşılıklarla karşılaşırsanız, burada paylaşabilirsiniz…

Okumaya Bunlarla Devam Et:

Yazan: Ali Erkurt

DY'nin kurucusu. Geocities'de site yapmakla, 146'dan bağlandığı internete yüksek faturalar ödemekle bu işe başladı. Uzun yıllardır blog yazarlığı yapıyor. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi (ilef) Reklamcılık ve Halkla İlişkiler mezunu. Sosyal medya, dijital pazarlama ve reklam bağımlısı. Likeable Istanbul'da strateji ve reklam yönetimi ekip lideri olarak çalışıyor.

Bu Yazıyı Paylaş:

15 Yorum

  1. Azerbaycan’da fotoğraf makinesine “şekil çeken” derler. Ben süreçleri bilmiyorum. O nedenle arzu ederseniz, bu sözcüğü, siz TDK’ye öneri olarak gönderebilirsiniz.

    sevgiler.

  2. Bir Türkçeci olarak, Türk Dil Kurumu’nun bu son derece komik uygulamasını eleştiriyor ve bu kelimeleri kullananları da cehaletlerinden ötürü hoş görüyorum.

    Biz, eğitimimiz gereği hangi kelimenin Türkçe, hangi kelimenin Arapça, hangi kelimenin Fransızca olduğunu biliriz.Ama şu da bir gerçek ki her kelimeye yabancı karşılık aramak, büyük bir saçmalık ve dilin değerlerini inkara sürüklenen bir dışlanmışlıktır.Bu yaptıkları ayıptır.Voleybol, basketbol artık Türkçe kelimelerdir.Bu kelimeleri özleştirirken yaşanan büyük komedi de bu yorumda anlatılamayacak kadar büyüktür.Türk Dil Kurumu, dilimize yarardan çok zararı olan bir kurumdur.Bununla ilgili Facebook’ta yazdığım bilimsel içerikli bazı yazılarım var.1950′li yıllardan başlayarak devam eden tasfiye süreci dilimizi hakikaten inanılmaz yıpratmıştır ve şu an Türkçe ne yazık ki zengin bir dil değildir.

    Kelime türetmek de yabancı kelimeleri çevirip olduğu gibi yazmak değildir.Türk Dil Kurumu dilimizin anlatım becerilerini adım adım yıpratmış ve günümüzde bir kelimeye 30-40 anlam yüklenen bir Türkçe ortaya çıkmıştır.Anlatılması gereken çok şey var.Son olarak Türkçe’yi bu kadar yıpratan bir kurumu ciddiye almamak gerektiğini sözlerime ekliyorum.

  3. Basketbola sepet topu, voleybola uçan top demek kadar vahim bir özleşme görmedim .Her yabancı kelimeye Türkçe karşılık arayan zihniyet, yabancısı da bir kenarda dursun demiyor aslında.Ellerinden gelse o yabancı kelimelerle beraber kalıplaşan sözleri, deyimleri de atacaklar.Bunun adı tasfiyedir.Dilde özleşmeye evet!Ama bu özleşme, her kelimeye uygulanamaz.İster kabul edelim, ister etmeyelim.Yabancı kelimeler de bu dilin zenginliğidir.Türk Dil Kurumu bu dili o kadar zayıflatmıştır ki artık dünya arenasında boy gösterecek bir dilimiz mevcut değildir.Bu gerçekten içler acısı bir durum.

  4. Yeni bir kelime türetmeyi bu konuda ihtisası olmayan insanların da yapabileceğini söylemek, o dile yapacağınız en büyük hakaret olur.T.D.K’ya kalsa ben bile kelime türetebilirim.Beni boşverin, sokaktaki eğitim görmemiş vatandaş bile kelime türetebilir.Böyle basit bir yaklaşımın birçok zararı vardır.Kelime türetirken nelere dikkat edilmelidir:

    1) Türetilen kelimenin dilin ses düzenine ve ahengine ayak uydurması lazımdır.

    2) Yabancı kelimeyi çeviri yoluyla değil, dilin temel işlevselliğiyle sağlanmalıdır.

    3) Kelimenin ihtiyaç olup olmadığı tespit edilmelidir.Her yabancı kelimeye Türkçe karşılık bulunmaz.Fakat müteradif sözlerden Türkçe’si kabul edilmelidir.

    4) 20.yy. Türkçesi, Orta Asya Türkçesi’nden daha yumuşak sessizlere sahip bir dildir.T.D.K’nın tarihi hatası Türk Dili’nin bu yumuşak sessizlerini Orta Asya sert sessizlerine döndürmesidir.Musikisi ve ahengi olan dilimiz moğol tokmakları gibi ses çıkartan bir dil haline gelmiştir.

    5) Kelime türetmek üst düzey filologların ve dilin tarihi sürecine hakim olan edebiyat profesörlerinin işidir.Eski Türkçe’ye ve getirilerine sırt dönmek, dilimizi geliştirmez.Aksine köreltir.

    6) Arapça ve Farsça kelimeleri dilden atmak hatadır.Bunun alternatifi kelimeler türetilebilir.Eş anlamlı kelimeler dile zenginlik katar.Arapça tamlamaların ve fiillerin atılması doğrudur.Lakin kelimelerin atılıp atılmamasına halk karar vermelidir.

  5. T.D.K’nın beni son zamanlarda en çok güldüren kelimesi faksın karşılığı olarak kullanılan belgegeçer kelimesidir.Dilin işlevselliğiyle uyuşmayan, mantıksız ve tutarsız bir kelime olan belgegeçer kelimesi aynı zamanda yapılış türü olarak da tasvip edilmesi söz konusu olmayan yanlış bir türetmedir.Bu bağlamda düşünecek olursak gözlüğe de takgör demeliyiz heralde.Gerçi gözlük Türkçe.Görmekle ilgili yabancı bir kelime bulup ona da takgör diyelim.:))

    Yabancı kelimelere Türkçe karşılık aramanın bir yolu yordamı vardır.Faks dünyanın birçok yerinde faks ise bu kelimeye Türkçe karşılık aramak mantıksızdır.Ben, tüm özleşmelerin yanlış olduğunu düşünmüyorum.Doğru yapılan çok şey var.Ama bu özleşmeler, tasfiyeye varıyor ve bu ülkede bilip bilmeden herkes kelime türetiyor.Sonuçta zamanla kelimeler unutuluyor.Yerine gelenler öncekinin yerini dolduramıyor.Bu ülkede dilbilimciler hariç profesörler dahi konuşurken bir çok kelimenin manasını tam manasıyla bilmiyor.

  6. Fatih Emre’nin görüşlerine katılıyorum. Dilimize mal olmuş kelimeleri Türkçeleştirmeye çalışmak anlamsızdır. Prof. Dr. Oktay Sinanoğlunu’n da yaptığını yanlış buluyorum bu sebepten. Onun kitabıyla ilgli görüşlerimi Büyük Uyanış adlı yazımda bulabilirsiniz. Uzun uzun yoru yazacağıma bir yazı atında görüşlerimi paylaşmam daha mantıklı.

  7. Sayın Oktay Sinanoğlu’nun üniversite kelimesine seçenek olarak EVRENKENT sözcüğünü bulması gibi… Çabayı saygıyla karşılıyorum, ama gereksiz bir çaba olarak görüyorum bunu. Zaten bu İngilizce’deki gibi university olarak yazılmıyor, üniversite olarak yazılıyor. Anlayacağınız biz yabancı bir kelimeyi alırken Türkçe ses uyumuna uygun olarak değiştiriyoruz. Yanlış mı düşünüyorum?

  8. Fatih Emre Polat’ın Arapça kullanmayın, Türkçe kullanın tarzındaki düşüncesine katılmıyorum. Kendisi hatırlar. Mustafa Akgün’ün bir kitabının özetini yazdığımda öyle bir yorum yapmıştı. Sonuçta Arapça kelimeler de Türkçeleşmiştir, dilimize mal olmuştur ve dilimize zenginlik katmaktadır. Mesela alıntı yapmak yanlıştır, alıntılamak vya Arapça’sından harekele “iktibas etmek” denmelidir. Ev yapılır, yemek yapılır vs, ama alıntı yapılmaz, “alıntı olarak” kullanılır.

  9. İlla Türkçeleştirmeye saplanıp kalmamak gerekir. Bile bile hata yapmak yanlış olur, değil mi?

  10. Söylediklerinize katılıyorum.Hatamı düzelttiğiniz için de teşekkür ediyorum.İnsan zamanla bazı durumları farkedebiliyor.Benimki de öyle oldu.Denemelerime bakarsanız, bir zamanlar T.D.K’nın tutucu bir taraftarıydım.Ama şu son zamanlarda bazı gerçekleri anladım.

    Benim dilde özleşme yapılırken anlamadığım bir husus var.Biz neden o yabancı kelimenin sözlükteki anlamından yola çıkarak onu özleştirmeye çalışıyoruz?O kelimenin ne anlam ifade ettiğinden yola çıkıp yapacağımız özleştirmeler daha mantıklı olmaz mı?Oktay hocamız “Evrenkent” demiş mesela.Kelimede “city” geçiyor diye bunu kelimeye yansıtmanın anlamı ne?”Evrenkent” kim için ne anlam ifade edecek?Bunun yerine “computer” kelimesini özleştirirken yaptığımız gibi bizim hafızamızda kalıcılığı artıracak, toplumun rahatlıkla kabul ettiği “bilgisayar” gibi özleşmeler yapılsa daha iyi olmaz mı?

    Türk Dil Kurumu kendini bu dar bakış açısından kurtaramadıkça, işi gerçekten zor.Ellerinde sözlüklerle “ball” top demek, o topun atıldığı yer de sepete benziyor, iyi o zaman sepet topu diyelim demek ilkokul çocuklarına yakışır.O kelimenin toplumumuzda ne anlam ifade ettiği bilinmeli.Topluma tam manasıyla adapte olmuş bu kelimeyi yani basketbolu atamazsınız.O zaman böyle boş işlerle uğraşmayacaksınız T.D.K!

  11. Sayın hocam, bu ülkede Türkçe konusunda herkes ahkam kesiyor.Herhangi bir alanda ihtisas yapan her akademisyen, Türkçe’den çok iyi anlıyor!Oktay Sinanoğlu da öyle!Tamam, belki çalışmıştır Türkçe ile ilgili alanlarda.Ama bir ihtisası yok.Onu geçtim Osmanlıca bilmiyor.Osmanlıca da nedir demeyin.İşte o yazıyı okuyup yazamadan kimse Türkçe’yi biliyorum diyemez bu ülkede.Ben büyük ölçüde okuyorum.Ama iyi bir şekilde yazamıyorum.O nedenle ben de Türkçe’yi tam manasıyla bilmiyorum.

  12. Mesela, ben üniversiteyi özleştirmek istesem yüksek mektep derim.İçinde ne evrensel birşey var, ne de şehirle ilgili bir mefhum söz konusu.Ama, toplum bunu Evrenkente göre daha kolay kabul eder.Neden?Çünkü mektep kelimesinin toplumumuzda derin bir mazisi var.Yani anlayacağınız, o kavramın sözlükteki anlamı önemli değil!Türk Dil Kurumu’na sesleniyorum.Efendiler, olayın cılkını çıkarmayın.Topluma bakın, topluma!Öz Türkçe diye diye dili mahvettiniz.Toplum, kendisi karar versin.Bu vesileyle üniversiteye de yeni ve oldukça tutarlı bir isim bulmuş oldum.Yüksek mektep.İlgililere duyurulur. :)

  13. Şimdi, tasfiyeciler diyecekler.Ama mektep Türkçe değil!Sizin, okulunuzdan daha Türkçe!Evrenket deyince insan, bilişim fuarı zannedebilir.Yani zihinde somutlaştırılamaz.Mektep arapça bir kelimedir.Ama toplumumuzun yüzyıllara dayanan bir mektep kültürü var.Mektep artık Türkçe’dir.Deyimlere, kalıplaşmış sözlere kadar girmiştir.Evrenkent deyip, insanları bulmaca çözdüreceğime, ya üniversite derim ya da yüksek mektep derim.

  14. enfes bir yorum olmuş… düşündüğüm ancak ifadesini böylesine net yapamadığım bu konuda tercüman oldunuz duygularıma… teşekkür ediyorum..

  15. Keşke yabancıların adlarını ve biliyorsanız esrlerinden bir tanesini yazsaydınız

Geribildirimler

  1. Tweets that mention Deneme Yazıları » Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzuna “Yabancı” Kalmak -- Topsy.com - [...] This post was mentioned on Twitter by Ali Erkurt. Ali Erkurt said: Yabancı Sözlere Karşılıklar Kılavuzuna "Yabancı" Kalmak http://bit.ly/a4Z20Q …

Sen Ne Düşünüyorsun? Hemen Yorumunu Yaz!

Facebook veya Twitter'la Giriş Yap:

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>